İçeriğe geç
  • Dolar 49,5827 ▲ %0,08
  • Euro 55,6957 ▲ %0,19
  • Sterlin 66,3595 ▲ %0,59
  • Gram Altın 6.568,61 ▼ %0,41
  • Çeyrek Altın 10.727,52 ▼ %0,71
  • Gümüş 90,87 ▼ %0,10
  • Bitcoin 4.043.236 ▼ %1,09
  • BIST 100 11.624,80 ▲ %1,70

Malatya Rehber

Malatya'nın Tarihi Hazinesi: Arslantepe Höyüğü ve Melid

Malatya'nın Tarihi Hazinesi: Arslantepe Höyüğü ve Melid Görsel: Klaus-Peter Simon / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Arslantepe Höyüğü, Anadolu'nun ilk şehir devleti olma özelliğini taşıyan köklü bir geçmişe ev sahipliği yapıyor.

Malatya şehir merkezinin 7 km kuzeydoğusunda, Orduzu Beldesi sınırları içerisinde yer alan Arslantepe Höyüğü, bölgenin en önemli arkeolojik miraslarından biridir. Fırat Nehri üzerindeki Karakaya Baraj Gölü’nün batı yakasında konumlanan bu devasa höyük, 30 metre yüksekliğindeki kültür dolgusuyla dikkat çeker. 200 x 120 metre boyutlarındaki yerleşim alanı, MÖ 6 bin yıllarından başlayarak MS 11. yüzyıla kadar kesintisiz bir yerleşim sürecine sahne olmuştur. 26 Temmuz 2021 tarihinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne resmen dahil edilen Arslantepe, sadece Malatya’nın değil, Anadolu’nun da en büyük höyüklerinden biri olarak kabul edilir.

Binlerce Yıllık Arkeolojik Serüven

Arslantepe’deki bilimsel kazı çalışmaları, 1932 yılında Louis Delaporte yönetimindeki Fransız heyetiyle başlamıştır. İlk dönemlerde özellikle Geç Hitit tabakalarına odaklanan bu çalışmaların temel amacı, Hitit İmparatorluğu’nun yıkılışının ardından kurulan krallıkların izlerini sürmekti. 1961 yılından itibaren ise Roma La Sapienza Üniversitesi’nden gelen uzman ekip, Alba Palmieri başkanlığında düzenli kazılara başlamıştır. Günümüzde ise bu değerli çalışmalar Marcella Frangipane’nin koordinasyonunda sürdürülmektedir. Kazılarda gün yüzüne çıkarılan iki aslan heykeli ve bir kral heykeli, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir. Bu eserlerin dışında kalan çok sayıdaki buluntu ise yerinde, yani Arslantepe Açık Hava Müzesi’nde ziyaretçilerle buluşmaktadır.

Anadolu’nun İlk Şehir Devleti

Arslantepe, su kaynaklarının bolluğu ve Fırat’ın taşkınlarından etkilenmeyen verimli toprakları sayesinde antik dönemde oldukça stratejik bir konumdaydı. MÖ 3600-3500 yıllarına tarihlenen tapınak ve MÖ 3300-3000 yılları arasına ait saray yapısı, buranın aristokratik bir siyasi, dini ve kültürel merkez olduğunu kanıtlamaktadır. Özellikle saray kompleksinde bulunan çok sayıda mühür, buranın bir ticaret ve saray ekonomisi merkezi olarak kullanıldığını göstermektedir. Yerel hakim sınıfın hem dini hem de ekonomik gücü elinde tutması, Arslantepe’nin Anadolu’daki ilk şehir devleti olma kimliğini pekiştirmektedir. Saray yakınında MÖ 2.900 tarihli bir kral mezarı bulunmuş; bu mezarda değerli eşyaların yanı sıra, mezar kapağı üzerinde kurban edilmiş dört genç insanın kalıntılarına rastlanmıştır.

Hititlerden Asurlulara Melid Krallığı

Kent, MÖ 2 binden itibaren genişleme sürecindeki Hitit İmparatorluğu’nun ilgi odağı haline gelmiştir. Özellikle I. Şuppiluliuma’nın Mittani başkenti Washukanni’ye düzenlediği askeri seferlerde, Arslantepe önemli bir üs görevi görmüştür. Hititlerin çöküşü sonrası bölgede kurulan Geç Hitit krallıklarından biri olan Kammanu’nun başkenti olmuştur. Asur belgelerinde Melid ismiyle anılan bu yerleşim, Kammanu Krallığı’nın merkezi olarak zenginliğini uzun süre korumuştur. I. Tiglat-Pileser döneminde Asurlulara haraç ödemek durumunda kalan kent, MÖ 712 yılında II. Sargon tarafından yağmalanmıştır. Bu tarihten MS 5. yüzyıla kadar iskan edilmeyen bölge, sonraki dönemlerde bir Roma köyü ve Bizans nekropolü olarak kullanılmıştır.

Kültürel Değişim ve Dönüşüm

Arslantepe’nin tarihinde yangınlar ve kültürel değişimler de önemli izler bırakmıştır. Özellikle Geç Uruk Dönemi’nin ardından gerçekleşen büyük yangınlar, yerleşimin çehresini değiştirmiştir. Bu olaydan sonra bölgede Doğu Anadolu-Transkafkasya kültürlerinin etkileri görülmeye başlanmış, çanak-çömlek formları ve yerleşim düzeni bu yeni toplulukların izlerini taşımıştır. Bu yeni gelenlerin, yarı göçebe küçük topluluklar olduğu tahmin edilmektedir. MÖ 2.700 ile 2.500 yılları arasında ise kent, Mezopotamya ve Suriye kültürlerinden ayrılarak kendine has, özgün bir yapı geliştirmiştir. Arslantepe, günümüzde hem bu derin tarihi katmanları hem de barındırdığı anıtsal kerpiç yapılarıyla ziyaretçilerine geçmişin kapılarını aralamaktadır.

Kaynak: tr.wikipedia.org
Görsel: Klaus-Peter Simon, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0

TürkAta Haber Ajansı
Malatya Gündemi

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…